by Karbonkale





Ninemin kınalı bamya sevdası bitmez. 
Ninemin Girit'te iken kınalı bamya yetiştirmek konusunda kuralları varmış; 

Bir õnceki yıldan kalan mahsulünü kurutur tohumlarını saklarmış. Dikme zamanı geldi mi dedeme bu sene bana bamyalık bir yer ayır dermiş. Dedem yeri ayırır, otunu söker, çapasını yapar, su kanallarını açarmış. Ninem önceki seneden hazır ettiği tohumlarını alır toprağı sivri uçlu delici ile toprağı delermiş. Sıra ile her deliğe 2 adet tohum atarmış. 

Biri tutmazsa diğeri tutsun diye. O kınalı elleri ile delikleri toprakla örtermiş.Tohumların tutması için yüce Allah'a yakarırmış. İlk suyunu dikkatlice verirmiş. Dedeme tembih eder,
 
ben sulayacağım bamyalarımı sen elleme dermiş.

Bahçeye her gittiğinde dikkatlice sular büyümelerini izlermiş. Bamaya fiderlerinin içinde

Giritçe şarkılar sõylermiş. Fideler büyüdükçe sevinirmiş. İlk bamya çiçekleri açtı mı mis gibi kokar mış. Gübresini de verince bamyalar uzar gidermiş. Hasat zamanı bamya dikenlerinden korunmak,  kaşınmamak için, o pamuk ellerine bezler sararmış. İlk mahsúlü topladığında; 

O gün, dedem kuzu eti ön koldan et alırmış.
Ninem ilk mahsülden yemeği yapar, Allah'ına şükredermiş.

Ninem topla topla bitmiyor bu kınalı bamya der der dururmuş. İlk olarak akraba, komşu ve dostlarına dağıtırmış. Dedem de kalan bamyayı dükkanda satarmış.

Girit'ten Mübadele ile İzmir Güzelbahçe'ye gelirken kınalı bamya tohumlaını da yanında getirmiş. İlk sene evimizin bahçesine dikmiş ve inanılmaz bir verim almış.

Dedeme zeytinl,iğin kenarında bana yer ayır demiş ve burada Memleketinde yetiştirdiği şekilde devam etmiş durmuş. Ninem kınalı bamyanın en iyi yetiştiği yerin Bornova olduğunu söylerdi. Bornova'daki akrabalarına bamya tohumu verirdi.

Bornova köylüleri sbahları erkenden bamyayı eşek sırtında İzmir'e getirirlerdi;

Hadee, Bornova!nın kınalı bamyası geldi, kınalı manikürlü bunlar...
diye bağırırlar, satarlardı.
Ninemin kınalı bamya sevdası bitmez.

Vedat Akman'dan

Kandiye Usulu Sakızlı, Karanfilli Pişi

Girit Kandiye doğumlu (1881) rahmetli babaannemden torunlarına kalan pişi tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. (Tarifi saklayan kuzenim Belgin’e teşekkür ederim) 

Malzemeler: 
Beş bardak un. 
Üç kaşık ılık yoğurt.
Üç yumurta. (Hamurun içine iki adet koyulacak)
Bir kahve fincanı zeytinyağ.
Bir çorba kaşığı (silme) kuru maya.
Bir kesme şeker.
Beş adet karanfil.
İki adet irice sakız.
Bir tatlı kaşığı tuz.
Bir çorba kaşığı çörek otu.
Bir çorba kaşığı susam.
750 ml zeytinyağı.

Hazırlama:

Bir bardak ılık su içine mayayı, şekeri ekleyip köpürene kadar bekletin.
Sakız ve karanfilleri havanda iyice dövün.

Büyük bir kabın içine unu, yoğurdu, iki yumurtayı, zeytinyağını, sakız ve karanfili, tuzu ekleyip mayalı suyu yavaşça yedirerek hamuru oluşturun. Yarım saat kadar bekletin.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde alacağınız bezeleri, mermerin üzerinde altına biraz un serperek elinizle açın. (Açtığınız hamur kahve tabağından küçük olsun).

Kızartma tenceresine zeytinyağını koyup, orta ateşte ısınmaya bırakın.
Açtığınız hamurun üzerine yumurtanın beyazını elinizle sürüp üzerine susam ve çörek otunu ekleyip, kızan yağın içine atın. Her bir pişinin üzerine kaşıkla kızgın yağı sık sık gezdirerek pişirin.

Bu tarifin ferah sofralarınıza eşlik etmesini dilerim.

Ömer Beydeş