by Karbonkale

Son Gönderİler

















500 yıllık Osmanlı tarifi
8-10 kişilik Hamur için malzeme: 
4-5 bardak un (550 gr)
6 yumurta
2-3 kaşık su ve 1 tatlı kaşığı tuz

Harcı için: 350 gr beyaz peynir ve 1 demet maydanoz
Yufka arası için: 250 gr tereyağı

Unu yoğurma kabına koyarak ortasına bir havuz açın, yumurtaları, tuzu ve bir kaşık suyu katıp iyice yoğurun. Kulak memesi kıvamında yumuşak bir hamur hazırlayıp 10 eşit parçaya ayırın.

Parçaları yuvarlayın, topak haline getirip unlayın ve nemli bir bezle örterek 30 dakika dinlendirin.

Hamur dinlenirken içi hazırlayın. Bir kapta peyniri iyice ezin, ince ince kıyılmış maydanoz ve eğer sulandırmak gerekiyorsa bir kaşık süt katıp karıştırın. İçini kıymalı yapacaksanız kıymayı kavurmak gerekir.

Bir topağı ayırın. Geri kalanını unlu bir zemin üzerinde oklavayla, hazır yufkadan biraz daha kalınca, tepsinizin büyüklüğünde açın. (Bu malzeme için en az 35 cm çapında bir tepsi gerekir.) Ayırdığınız topağı tepsiden en az dört parmak daha geniş ve biraz daha ince açın.

Tepsiyi yağlayarak önce büyük yufkayı serin, diğer işlemler bitinceye kadar kurumaması için nemli bir bezle örtün.

Büyük boy bir tencerede tuzlu su kaynatın ve hazırladığınız 9 adet yufkayı teker teker suya batırıp 1-2 dakika haşlayın. Özen isteyen bu iş, böreğin en zor tarafıdır; ancak yufkayı usulca tutarsanız yumurtalı olduğu için parçalanmayacağından emin olabilirsiniz.

Haşlanmış yufkayı dikkatli bir şekilde sıcak sudan çıkarın ve akar soğuk sudan geçirip temiz bir örtü üzerine serin, fazla suyunu temiz bir bezle kurulayın. Akar soğuk sudan geçirmeniz zor ise büyük bir kaba soğuk su koyup içine batırın.

Tereyağını eritin. Tepsiye yaydığınız yufkayı iyice yağlayıp üstüne haşlanmış yufkayı serin. Bu işlemi ilk beş yufka için tekrarladıktan sonra hazırladığınız içi yerleştirin.



























Geri kalan 5 yufkayı da aynı şekilde haşlayıp üst üste serin. Yufkaların arasını iyice yağlamayı unutmayın.

En alttaki yufkanın fazlalıklarını üste doğru kıvırın. Böreğin üstünü iyice yağlayıp önceden ısıtılmış fırında 150 derecede ağır ağır pişirin.

Börek, altlı üstlü kızarınca fırından alın, biraz soğutup kesin ve ılık olarak servis edin.
M. Yerasimos
















Goralı’yı İcat Eden Goralı Ailesinin Hikayesi
Kosova’dan Ankara'ya göç ederek gelen Goralı ailesi, öncelikle burada ufak bir dükkan açar. Tarihler 1945’i gösterirken dükkanları, sattıkları porsiyon sosisleriyle Ankaralıların sık sık uğradıkları bir lezzet noktası haline gelir. O tarihte porsiyon sosis kullanılmasının nedeni ekmeğin karne ile verilmesinden ileri gelir.
Takvimler 1950’ye geldiğinde tabakta satılan porsiyon sosis, sandviç ekmeklerinin içine girer ve özgün bir yapı kazanır. Müşteri memnuniyetinin geldiği nokta Goralı ailesinin o günden bugüne uzanan mutfak macerasının temellerini oluşturacaktır.

Goralı ailesine ait dükkan 10 sene daha Ankara’nın sandviç sosisleriyle şohretini dillerde arttırmaya devam eder ve 196o lı yılların başında İstanbul’a göç eder. Ferit Goralı’nın Fındıkzade’de açtığı büfe, sosis üzerine herkesin dikkatini çekecek bir noktaya ulaşmak üzere yola koyulur.
1972 senesinde ise dükkanın önüne tabureler koyulur ve fast food kültürünün önü açılır. Ayrıca Ferit Goralı’nın şefin sırrı dinilen özel tarife sahip Goralı köftesi ve püresi üretilmeye başlar.
















Ferit Bey’in goralı köfte ve püresi; salam, turşu ve Amerikan salatasıyla bir araya gelerek bugün afiyetle yenen goralının özünü oluşturur. Fındıkzade sakinleri başta olmak üzere tüm İstanbul bu yeni ürünlerden etkilenir ve yemek için nerdeyse sıraya girerler.

Ferit Goralı’nın oğlu Şemmuz Goralı 1978’de iş hayatına ilk adımını atarak büfeye yeni bir soluk getirir. 1980 sonrası Kemal, Ertan ve Ercan Goralı katılırlar.

1990’da dükkan yenilenmek suretiyle günün gereklerine uyarlanır ve 1999 yılında ise marka tesciline karar vererek bir markaya sahip olur.

Birçok insanın müdavimi olduğu işletme işi titizlikle yapacak kişileri bulamadıklarından ötürü dört kardeş tarafından bizzat yürütülüyor. Fındıkzade Kızılelma Caddesi’ nde sabah 9 -21 arası açık olan Goralı, bugün hala eski usulün ve özel reçetelerinin varlığını devam ettiriyor.

Yıllardır Fındıkzade’nin yerlisi olanların yaptıkları yorumlar genellikle İlk günden bugüne lezzetleri hiç bozulmadı. oluyor. Dağlık bölge anlamına gelen Gora, Kosova’da bir bölgenin adı olup aile de Goralıdır.



































Yedy Gastronomik Derecelendirme Sistemi 2017 Yıldızları
Türkiye yeme-içme sektöründe; işletmelerin hizmet standardını yükseltmek, mutfak meraklıları için en doğru adresleri vermek amacıyla 2014 yılında kurulan Yedy Gastronomik Derecelendirme Sistemi müfettişleri tarafından başarılı bulunan restoranlara ödülleri Emek sinemasındaki törenle verildi.

3 Yıldız
Mikla, The Marmara Pera, Beyoğlu, Şef: Mehmet Gürs

2 Yıldız
Alancha, Vişnezade, Beşiktaş, Şef: Deniz Temel
Beyti, Florya, Şef: Beyti Güler
Dragon, Hilton, Şişli, Şef: Bi Wen Tao
La Petite Maison, İstinye Park, Sarıyer, Şef: Moreno Polverini
Nicole, Beyoğlu, Şef: Aylin Yazıcıoğlu
Papermoon, Akmerkez, Etiler, Şef: Giuseppe Pressani
Sunset, Ulus, Beşiktaş, Şef: Hiroki Takemura
Zuma, İstinye Park, Sarıyer, Şef: Rainer Becker

1 Yıldız
7 Mehmet, Muratpaşa, Antalya Agrilla, Çeşme, İzmir
Bay Nihat, Ayvalık, Balıkesir Capricorn, Ortaköy, Beşiktaş
Da Mario, Etiler, Beşiktaş Deniz Restauran, Alsancak, İzmir
Ent, Bodrum Feriye Palace, Ortaköy, Beşiktaş
Frankie, Harbiye, Şişli Gina, Kanyon, Beşiktaş
Itsumi, İş Kuleler, Beşiktaş Kilimanjaro, Bomonti, Şişli
Lacivert, Anadolu Hisarı, Beykoz Le Baron, Zorlu Center, Beşiktaş 
Matbah, Sultanahmet, Fatih Neolokal, Beyoğlu, MaksutAktar
Seraf, Mahmutbey, Bağcılar Seraser, Muratpaşa, Antalya
Toi, Kuruçeşme, Beşiktaş Trilye Restoran, Beşiktaş
Yengeç, Kumkapı, Fatih

3 Yıldız: sadece o işletmede yemek deneyimi yaşamak için o şehre gidilebilecek mekanlar
2 yıldız: işletmenin bulunduğu şehrin yakınlarında iken yol değiştirmeye değecek mekanları
1 yıldız: işletmenin olduğu yerde tercih edilmesi önerilen mekanları belirtiyor.



Lezzet Noktaları

F
Adana, Birbiçer Kebap Hatay, Çınaraltı Künefe
Adana, Kling Usta İstanbul, Balıkçı Kahraman
Akçaabat, Komaroğlu İstanbul, Güvenç Konyalı
Ankara, Zigana İzmir, Kardeşler Büfe
Antalya, Antalya Balıkevi İzmir, Kokoreçci Baki Usta
Aydın, Hukul Pide Kastamonu, İzbeli Çiftliği
Bodrum, Orfoz Kars, Hanımeli Kars Evi
Burdur, Özsarı Restoran Kayseri, Çemen's
Çanakkale, Babalık Peynir HelvacısıKonya, Hacı Şükrü
Çanakkale, Maya Maraş, Menekşe Paça Çorba
Diyarbakır, Kebapçı Hacı Halit Mardin, Kebapçı Rido
Erzurum, Gelgör Cağ Kebap Mersin, Memoş Tantuni
Gaziantep, MetanetSakarya, Köfteci İsmail
Gaziantep, Kebapçı Halil Usta Samsun, Pamuk Kardeşler
Giresun, Şoray Balık Urfa, Çulcuoğlu Baklava
Giresun Gırık Bahçe
Girne, Yorgo Kasap
Hatay, Sveyka

















Malzemeler:
500 gram somon balığı ve 8 adet orta boy patates
1 su bardağı kaşar peynir
1 çay bardağı kadar zeytinyağ
1 tatlı kaşığı hardal ve bir limonun suyu
1 dal kereviz sapı ve 2 adet orta boy havuç
5-6 dal dereotu
bolca taze çekilmiş karabiber ve deniz tuzu

Hazırlama:
Patatesleri küçük küpler halinde doğradıktan sonra bol tuzlu suda haşlayın. Haşlanmış patatesleri iyice süzerek birkaç dakika kurumasını bekleyin. Ezici ile püre haline getirdikten sonra bolca karabiber ve zeytinyağı ile harmanlayarak kenarda beklemeye bırakın.

Patatesleri hazırlarken somonları buharda 5-6 dakika kadar pişirin. Biraz soğuduktan sonra derisini ve varsa kılçıklarını temizleyin. Birer lokmalık parçalar halinde doğrayın. Havuçları ve kaşar peynirini rendeleyin, dereotu ve kereviz sapını incecik doğrayın, hepsini doğranmış somonların içine ilave edin. Bolca karabiber, yeteri kadar tuz, limon suyu ve hardalı da ekleyerek hepsini nazikçe karıştırın.

Bir fırın kabını çok az zeytinyağı ile yağladıktan sonra içine somonlu karışımı dökün. Üstüne hazırladığınız patates püresini yerleştirin. 200 derecede üst kısmı altın sarısı olana kadar pişirin.

Somon balığı yerine beyaz etli her türlü balık kullanılabilir. Eğer elinizde varsa yarı yarıya olacak şekilde balık ve yengeç etini bir arada kullanabilirsiniz.

Patatesli balık tartı yanında bol salata veya buharda pişmiş mevsim sebzeleriyle servis edin.















Hocanın Milliyet gazetesinde Ali Rıza Kardüz adıyla yayınlanan Gastronomi yazılarından birini paylaşarak kendisine rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun.
                                                             
Karaköy’de son zamanlarda yeni lokantalar açıldı. Ama çoğunun ömrü kısa oldu. Karaköy’deki uzun soluklu lokantaların başında Karaköy Lokantası geliyor. Karaköy Lokantası’nın işletmecisi Oral Kurt, bugünkü lokantanın yakınında, kapanan Maya Lokantası’nın bitişiğindeki binada öğle yemekleri servisi olan küçük bir esnaf lokantası açmış. Çoğu annesinin elinden çıkan veya annesinin tarifiyle hazırlanan ev yemekleri ilgi görünce, işi büyütmüş. 2000 yılının başında Karaköy Lokantası’nı açmış.
Kemankeş Caddesi üzerindeki lokantanın dekorasyonu ve mobilyaları tasarım firması Autoban’ın becerikli mimarları Seyhan Özdemir ile Sefer Çağlar‘a ait. Duvarlar İznik mavisi çini. Zemin eski İstanbul işi, desenli karo mozaik. Zemin katta açık bir mutfak, arkasında bir bar tezgahı. Masa örtüleri bembeyaz. Öğle saatlerinde lokanta klasik İstanbul esnaf lokantası gibi hizmet veriyor. Öğle saatlerinde yer bulmak imkansız. Akşamları İstanbul meyhanesiyle lokanta karışımı bir havası var. Akşam yemeği için önceden yer ayırtmak gerekiyor.

Dil söğüş, füme hamsi...
Akşam yemeği için gittik. Alt ve üst kattaki masaların tamamı dolmuştu. Masamızla Ayşegül Öcal ilgilendi. İşini seven, bilen bir servis görevlisi. Biz 6 kişi ısmarladığımız her yemeği paylaştık. Menü zengin. Meze bölümünde yoğurtlu patlıcan salatası, muhammara, dil söğüş, füme hamsi, füme ahtapot, tarama, enginar kalbi gibi giriş yemeklerinin tabağı 12-16 lira dolayında. Ege otları, ıspanak kökü gibi zeytinyağlılar 15 lira.

Yemekler leziz, sunum güzel
Menünün meze bölümünden humus  mücver, tarama, fava, çıtır mantı ısmarladık. Ara sıcak olarak yaprak ciğer, karides tava ve paçanga böreği yenildi. Ana yemek olarak ızgara köfteleri paylaştık. Ortam güzeldi. Yemekler lezzetli, sunum güzeldi. Aşçı başı Şaban Kenger’miş. Tatlı olarak sufle ısmarladık. Yemeklerden ve servisten memnun olarak masadan kalktık. Masamıza 450 lira hesap geldi. Kişi başı 75 lira ödedik. Eski defterleri karıştırdım. 2011 yılında Karaköy Lokantası’ndan kişi başı 33 lira ödeme ile kalkmışız. O zamandan bu yana enflasyon fiyatları ikiye katlamış. Karaköy Lokantası meyhane gibi lokanta değil. İçkili, doğru dürüst bir lokanta. İyi bir ortamda uzun yemek ve uzun sohbet için gidecek yer arayanlara tavsiye edilir.


















İtalyan ekşi maya tarifi
Ekşi Maya tarifinden önce birkaç önemli hususu paylaşmak isterim; bunlara dikkat etmek, hazırlama ve saklama aşamasında çok önemlidir.

- İtalyan ekşi maya yirmi günde hazırlanıyor. Bu sürenin sadece 5-10 dakikası hamurunu hazırlamakla geçiyor. Kalan süre sadece mayanın olgunlaşması için geçen bekleme süresi için kullanılıyor.
- Her türlü ekşi maya yapımında kullanmak için organik un tercih edilmesi ve çok temiz, içme suyu kullanmak önemli bir noktadır. Taş değirmende öğütülmüş tam buğday unu kullanırsanız daha iyi olur. Çok sağlıklı, ruşeym ve kepek içeren bir undur. Dilerseniz kaliteli beyaz un veya tam buğday unu belki yarı yarıya beyaz ve tam buğday ununu karıştırmak yoluyla kullanmayı tercih edebilirsiniz.
- Ekmek yapımı sırasında, eğer tezgah üstünde yoğurma yapacaksanız tezgah yüzeyini sirkeli su ile silip temizlemelisiniz. Hamur yoğururken tırnakların kısa ve ojesiz olmasına dikkat edilmelidir.
- Her defasında çok temiz kaplar, tercihen cam kavanozlar kullanmalıdır.

Malzemeler
200 gr un ve 100 ml su
1 tatlı kaşığı bal
1 çorba kaşığı zeytinyağı

1- Malzeme listesindeki zeytinyağı hariç, bütün malzemeyi birlikte yoğurduktan sonra elde ettiğiniz pürüzsüz yüzeye sahip sert hamuru fotoğrafta görüldüğü gibi artı şeklinde kesin ve bir kavanoza koyun. Üzerine zeytinyağını gezdirin ve streç filmle kapatarak 5 gün oda sıcaklığında bekletin. Bu süre içinde hamur mayalanmaya başlayacaktır.
2- 5 gün sonra mayalanmış olan hamurdan 100 gram alarak 100 gram un ve 50 ml su ilaves ile tekrar yoğurun. Yine aynı şekilde keserek kavanoza koyun ve yine 5 gün bekletin. Hava çok aşırı sıcaksa 1 gün oda sıcaklığında, diğer 4 gün buzdolabında bekletebilirsiniz.
3- 5 gün sonunda, ikinci beş gün yaptığımız gibi hamuru hazırlayıp bekletelim.
4- Son olarak mayayı, ikinci beş gün yaptığımız gibi tekrar hazırlayıp aynı şekilde saklayarak bekletelim.
Toplam yirmi günün sonunda İtalyan ekşi mayanız hazır demektir. Bu maya artık sizin ana mayanız oldu. Bundan sonra ekmek yapımında kullanabilirsiniz.

Mayayı olgunlaştırırken her defasında elinizde kalan fazla hamuru suyla açarak mücver, pancake ya da krep yapımında kullanmak yoluyla değerlendirebilirsiniz.

Ön maya yapımı;
Aktif hale gelmiş İtalyan ekşi mayayı ekmek yapımında kullanmak için; 50 gram ana maya 100 gram un ve 50 ml suyu iyice karıştırıp ön mayayı hazırlayın. Oda sıcaklığında yaklaşık iki katına kadar büyüyüp, göz göz olana kadar bekletin. Mayanın en aktif olduğu zaman ekmek hamurunu mayalamaya başlayın.
Mayanın aktifleşmesi içinde bulunduğunuz mevsim, oda sıcaklığı gibi etkenlerden dolayı değişir. O yüzden 2 saat ya da 8 saat gibi bir süre vermek doğru olmaz. Serin havalarda akşam yatarken mayayı besleyip bırakırsanız sabah maya aktif hale gelecektir. Yaz aylarında 3-6 saat arasında kullanıma hazır hale gelebilir.
Kalan mayayı başka bir sefer kullanmak için maya miktarı kadar un ve maya miktarının yarısı kadar su ilave ederek yoğurun. Üzerini yine artı şeklinde kesin. Dışarıda birkaç saat beklettikten sonra buzdolabına kaldırın. Bu sizin ana italyan ekşi mayanız olup her kullandığınızda aynı şekilde besleyerek saklayın.

















Ev yapımı ekşi maya
Ana malzemesi un ve su olan mayayı çavdar unu ilavesiyle mayalamaya başlarsanız çok daha kolay tutacaktır. Mutfak tartısı kullanmıyorsanız 100 gramlık bir ölçü kabını kullanabilirsiniz. Temelde 8 gün boyunca yapmanız gereken tek şey su, maya ve unu aynı miktarlarda karıştırıp çoğaltmak olacaktır.

1. gün: 100 gram su, 50 gram beyaz un, 50 gram çavdar unu. Hepsini cam bir kasede, tahta kaşıkla karıştırın ve üzerini bir bezle örtüp 24 saat bekletin.
2. gün: 1/3 cup (75 gr) bir gün önce hazırladığınız maya, 1/3 kap su (75 gr), 1/3 kap (50 gr) beyaz un, 25 gram (5 çay kaşığı) çavdar ununu karıştırın ve 12 saat bekletin. (Toplamda su, maya ve un miktarları yine eşitleniyor.)
12 saat sonra (sabah yaptığınız işlemin aynısı tekrarlanacak) 75 gram su, 25 gram (5 çay kaşığı) çavdar unu, 75 gram(1/3 kap) maya, 50 gram (1/3 kap) beyaz un hepsini karıştırın ve cam kavanozda bekletin. Bu işlemleri yapınca kabarma miktarını görmek için kavanoza kalemle işaret koyun (fotoğrafta gördüğünüz gibi).
3.gün: 1/3 kap maya, 1/3 kap su, 1/3 kap beyaz un ekle. Bunu 12 saatte bir yenile. Bu işleme 5 gün düzenli olarak devam edin.
9. gün: Maya 8 saat içinde 2 katına çıkarak resimdeki gibi göz göz olup güzel bir ekşi de kokmuşsa artık hazır demektir.

Artık ekşi mayanız hazır. Aşağıdaki ölçülerde karışım yapıp ev yapımı ekşi mayanızı saklayabilirsiniz.
1/3 kap maya (75 gram)
1/3 kap su (75 gram)
5 çay kaşığı çavdar unu (25 gram)
1/3 kap beyaz un (50 gram)

Dondurarak saklama; 
Ekşi maya aktifken temiz, hava almayan bir kapta aylarca dondurulabilir. Ekşi mayayı kullanmadan önce buzdolabında bekleterek açılması sağlanır, daha sonra ekşi maya yapımının üçüncü günündeki miktarlarla (1/3 kap un, 1/3 kap ekşi maya, 1/3 kap su) düzenli olarak besleyemek yoluyla maya tekrar aktif hale getirilir (bu genellikle en fazla 3 gün sürer), 8 saatte iki katına çıkınca tekrar kullanmaya hazır demektir.
Kurutarak saklama;
Aktif hale gelmiş kullanılmaya hazır ekşi mayayı yağlı kağıt üzerine incecik serin ve oda sıcaklığında iyice kurutun. İyice kurumuş mayayı kağıt üzerinden alarak ufalayın (çok fazlaysa robottan geçirin) ve temiz küçük bir kavanoz içinde saklayın. Kullanmadan önce bir miktar mayayı su ile birlikte bekletin. Aktifleşmeye başlayınca tekrar un ve su ile besleyip kullanıma hazır hale getirin.

Sıvı ekşi mayanın sert ekşi mayaya çevrilmesi;
* 15 gram (1 çorba kaşığı) sıvı ekşi maya
* 15 gram (1 çorba kaşığı) ılık su
* 50 gram un
Ekşi maya ve su bir kapta karıştırılır, içine un ilave edilerek çok sert bir hamur elde edilir, üstü örtülür ve 8-12 saat kadar dinlendirilir, 8 saat içinde hacmi 2-3 katına çıkar.